Nişanlım yanımda duruyordu

onra daha fazlası katıldı. Acıdıkları için değil… Anladıkları için. Rahatladıkları için. Destek oldukları için. O akşam, hâlâ gelinliğimi üzerimden çıkarmadan, Selin ve Aysel ile birlikte ayrı bir odada kendi düğün pastamı yedim. Maskaram akmıştı. Geleceğim belirsizdi. Ama yıllar sonra ilk kez nefes alabiliyordum. Sonraki haftalarda karakola gidip şikâyetçi oldum. Terapiye başladım. Kilitleri değiştirdim. Hem Kaan’ı hem annemi hayatımdan çıkardım. Zordu. Acı vericiydi. Ama gerçekti. Ve bana aitti. Sonradan insanlar bana, nikâh masasında nasıl o cesareti bulduğumu sordu. Gerçek şu ki cesaret bir anda gelmedi. Dayanmanın gitmekten daha tehlikeli hissettirdiği o tek, dayanılmaz anda ortaya çıktı. İşte o gün, düğünüme gözüm morarmış halde geldim… ama bir eşten daha değerli bir şeyle ayrıldım: kendi hayatımla. Ve eğer bu hikâye sana dokunduysa, paylaş, konuş, birine hatırlat: İstismara “hayır” demek kimseyi “zor biri” yapmaz. Bazen en cesur aşk hikâyesi, bir kadının kendini seçtiği hikâyedir.
Copyright © 2015. Tüm hakları saklıdır.