Annemin mevlit gününde, yengem eşimi hizmetçi gibi kullanıp 12 sofraya yemek servis ettirdi
BÖLÜM 2
Emre hemen gülerek ortamı yumuşatmaya çalıştı ama gülüşü boğazında kaldı.
—İyi misin sen? Mevlit gününde vasiyet mi konuşulur?
Zeynep yengem yüksek sesle araya girdi:
—Gördünüz mü? Ben demiştim zaten. Şehre gidince küçük kardeş bozuldu. Annesinin ruhu huzur bulmadı, buna da miras düştü!
Akrabaların bakışları üzerime çevrildi.
Elif yanıma yaklaştı. Sessizce dedi ki:
—Mert, bırakın. Ben ev istemiyorum. Yeter ki siz böyle aşağılanmayın.
Sesinde korku yoktu… yorgunluk vardı. Evleneli beri gözlerinde gördüğüm o yorgunluk. Benim kırılan aletlerimi satmamı engellediği günler, dükkân zarar ettiğinde bileziklerini bozdurduğu zamanlar, annemin ilaç parası için ailesinden gelen parayı sessizce verdiği anlar…
Ve şimdi aynı kadın, annemin mevlidinde 12 kazan yemek yapmışken “yabancı” sayılıyordu.
Emre kağıdı önüme fırlattı:
—İmzala. Yoksa herkesin önünde söyleyeceğim, annemi sana karın doldurttu diye.
Bir an donup kaldım.
—Annemi mi?
Elif son üç ay boyunca her gün annemin yanında durmuştu.
Zeynep bağırdı:
—Hizmet mi? Ev kapma hizmeti!
Tam o sırada hoca titrek bir sesle araya girdi:
—Evladım… Allah rızası için, burada kavga etmeyin…
Ben ibadet odasına doğru yürüdüm.
Emre kolumu tuttu. İlk kez korku gördüm yüzünde, öfke değil.
—İçeri girme.
Kolumu çektim.
—Gireceğim, abi. Bugün annemin günü.
Eski DVR cihazını açtım. Ekranı çalıştırdım. Tarihi geriye sardım.
Oda bir anda sustu.
Ekranda annemin odası belirdi. Saat 23:43.
Kapı açıldı.
İçeri Emre girdi.
Annemin fotoğrafının arkasına uzandı. Ahşap çekmeceyi açtı.
Bir kâğıt çıkardı…
ve onun yerine başka bir kâğıt koydu.
Tam o sırada ekranda bir öksürük duyuldu.
Kamera açısında annem göründü.
Tekerlekli sandalyedeydi.
Kapının yanında duruyor, her şeyi izliyordu.
BÖLÜM 3 ALTTA